Basın Bildirisi

Basın Bildirisi

21 Nisan 2019 Pazar günü ülkemiz Türkiye, büyük bir felaketin eşiğinden dönmüştür. CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’na karşı yapılan “linç girişimi” yalnız onun hayatına kastetmek için değil; orada bulunan diğer partili görevlilerimizi de imha ederek, büyük bir kaos çıkarıp, Türkiye’yi bambaşka bir yöne ve yere taşımak için yapılmıştır. Genel başkanımıza yapılan bu alçakça saldırıyı, ülkemize kurulan bu hain tuzağı şiddetle ve nefretle kınıyoruz; hiç bir saldırının, baskının, tuzakların bizi demokrasi, “hak-hukuk-adalet” mücadelesi kararlılığımızdan döndüremeyeceğini bir kez daha ilan ediyoruz!

Bu protestomuzu, sizinle anında paylaşmayışımızın bir nedeni vardı.
Bize yapılmasını istemediğimiz haksızlığı istemeyerek de olsa, asla başkalarına yapamazdık; eksik bilgilerle, dahli olmayan bir unsuru itham etmekten çekindik.
Şimdilik ise, olayın üzerindeki sis perdeleri biraz daha aralanmış durumda: Bilindiği gibi olay, bir şehit cenazesinin kılınması sırasında vuku buldu.
Ankara’ya yakın ilçelerden biri olan Çubuk İlçesi’nin Akkuzu Köyü’nden( şimdi mahalle statüsünde ), Sözleşmeli Er Yener Kırıkçı’nın, Hakkari’de girdiği bir çatışmada şehit düştü. Bu vesileyle bir kez daha hem şehidimize rahmet, acılı ailesine başsağlığı dilerken, terörün her türlüsünü binlerce kez lanetliyoruz!

Şimdi, ulaşan bilgiler ışığında, birkaç ayrıntıya dikkat çekmek istiyoruz:
1) Çubuk ilçemizde, şehit cenazeleri hep ilçe merkez camilerinde kılınırken, bu cenaze töreni köyde kılınmıştır. Neden?
2) Cenaze töreni normalde, cumartesi günü yapılacakken; pazar gününe ertelenmiştir. Neden?
(Bunun nedeni, şöyle anlaşılıyor: Pazar günü, İstanbul halkı yeni seçtikleri belediye başkanları Ekrem İmamoğlu ile Maltepe’de büyük bir buluşma gerçekleştirecekti. Nitekim, iki milyonu aşan bir katılımla gerçekleşti bu. Bu büyük mitinginin görkemini gölgelemek; hatta mitinge katılanların, Çubuk’ta işlenecek cinayeti protesto etme eylemine geçmelerini sağlamak için olabilir.)
3) Bir şehit cenazesine bu kadar üst düzey devlet erkanı katılımı sıkça görülen bir durum değil. Milli Savunma Bakanı, Genel Kurmay Başkanı, Kara ve Hava Kuvvetleri Komutanları, Ankara Valisi, Emniyet Genel Müdürü, Ankara Emniyet Müdürü ve daha alt düzey devlet temsilcileri ordaydı.
4) Peki bu kadar önemli zevatın bulunduğu bir ortamda, kuş bile uçurtulması zorken, nasıl oluyor da, bir grup, pervasızca slogan atarak (Bozkurt İşareti’yle protesto ettiklerini de gözden kaçırmayalım), Kemal Kılıçdaroğlu’nun bulunduğu yere doğru yürüyebiliyorlar?
5) Bütün devlet erkanı, protokole ayrılan bölümde saf tutarken, nasıl oluyorsa oluyor; Kılıçdaroğlu ve beraberindekiler, protokolden koparılıp, başka yere yönlendiriliyor. Neden, nasıl, kimlerin organizesi bu?
6) Yumruk atmakla görevlendirilen Osman Sarıgün, hedefe nasıl bu kadar yaklaşabildi? Onun yanında bir de bıçaklı adam vardı; Kılıçdaroğlu’na arkadan yaklaştı, bir partilinin dirsek vurmasıyla bıçak düştü elinden. O kimdi?
7) Saldırgan Osman Sarıgün, tören öncesi MSB Hulusi Akar’ın masasında görüntüleniyor; yakınlık ve samimiyet dereceleri nedir? Olaydan bir saat sonra Hulusi Akar’ın “değerli arkadaşlarım” dedikleri Osman Sarıgün gibiler mi?
“Mesajınızı verdiniz” derken, hangi mesjı kastediyor Hulusi Akar?
8) Alışılandan çok sayıda jandarma ve polis dışında, her devlet adamının o kadar silahlı koruması varken, Kılıçdaroğlu’nun arabası, hurda hale gelecek kadar nasıl taşlanabiliyor?
9) Çubuk Ülkü Ocakları, üç otobüsle kimleri taşıdı o köye?
10) Çok tehlikeli bir ses yükseldi orada: Yakın o evi yakın!
Bu ses, 2 Temmuz 1993 günü Sivas’ta Madımak Oteli’nin önünde yükselmişti.
Arkasından 37 aydınımız diri diri, cayır cayır yakılmıştı. Acısı içimizden çıkmadı daha, çıkmayacak da!
11 ) “Yakın o evi yakın!” çığlıkları atan kadının, İstanbul-Üsküdar’da oturduğu, giyiminin de öyle kapalı falan olmadığı anlaşıldı. O gün, orada ne işi vardı?

Görüldüğü gibi, günümüzün teknolojik gücü sayesinde, istenirse(!) karanlıkta kalmayabiliyor hiç bir olay. CHP bir çağrı yaptı Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na: “Olayı tam aydınlatabilmek için orada bulunanların da bizim de bilgimize başvurun; aksi halde biz size geleceğiz!” dedi.

Bu olay, üstü kapatılacak, unutturulacak bir olay değildir.
22 Nisan günü 81 ilde protesto eylemleri düzenleyen CHP örgütlerinin sesinin, baskı altındaki medyadan duyurulması ne kadar engellenirse engellensin; 81 ilde yaşayan insanlarımız duydular o sesi, daha da duyacaklar. Çünkü hiç susmayacağız. Hak-Hukuk-Adalet-Barış-Demokrasi taleplerimiz, naralara dönüşerek yükselecek!

CHP Hollanda Birliği olarak, durumu kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

Tags: ,

Related Article